Sayfalar

20 Ocak 2011 Perşembe

İlk patronumuzdu bozbek’le. Bir gün azar işitmedik. Bir gün üzmedi bizi. Okul harçlığımızı çıkartmak için kitap kolileri taşıdık eşiyle, kızıyla, kardeşiyle beraber. Bir gün birimize ayrıcalıklı davranmadı. O gün öğle yemeğinde döner mi yiyecekler, tüm dükkandakilere döner ayran alınırdı. Dükkan dediysem, birkaç katlı bir kırtasiye dükkanı. İlk flörtlerimizi yaşadık o dükkanda. Ermeniymiş, Türkmüş ayırmadan. Zaten ayıracak birşey de yoktu ki. Değişik ve kulağa çok hoş gelen isimleri vardı. "Maral" gibi mesela. Bir de bizlere göre daha değişik telaffuzları. Hoşuma giderdi yayarak konuşmaları. Kayar değişirdi benim de konuşmam hemen.

Güzel ailedir. Güzel insanlardır. Güzel insandı Fırat Abi. Bir kere de birinin kendisine Hrant diye seslendiğini hatırlamıyorum. O bizim Fırat Abi’mizdi.

Unutmadık. Hala içimiz yanıyor. ancak dün akşam şerefine kadeh kaldırmaktan başka birşey yapamadığımızı görmek utandırıyor.

5 yorum:

bozbek dedi ki...

Ahhh mgntwmn ahh.. Ben de bugün yazacaktım benden önce davrandın. Sevgiyle saygıyla andım hp öldüğünden beri Fırat Abi'yi.O Fırat Abimizdi bizim , ölüm haberini duyduğumda Hrant Dink mi diye düşünüp toparlayamamıştım bir an ta kii resmini görene kadar. Fırat Abimizdi o bizim. Dün ofisteki arkadaşlara senin anlattığın o eski günleri anlattım bende gözlerim dolarak..

mgntwmn dedi ki...

bu posta şu şarkı yakışırmış aslında.. hepimizin arkadaş olduğumuz günler için..
http://www.dailymotion.com/video/x47wv_sezen-aksu-eskidendi-cok-eskiden_music

senem dedi ki...

Özellikle de bu dizeler :(

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hrant'la Fırat arasındaki farkı bilmeden yaşadığımız çocukluk bence bizim için büyük şanstı.

En son bir sohbette "Demokrasi için daha çok eşek olmamız gerekiyor, daha çok yük taşımamız gerekiyor" demişti. Yükü bu kadar ağır olmamalıydı.

mgntwmn dedi ki...

"Hrant'la Fırat arasındaki farkı bilmeden yaşadığımız çocukluk bence bizim için büyük şanstı"

Senem'ciğim bu cümlen yarım kalan yazıyı tamamlamış.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Hrant'ı Doğu Konferansı faaliyetleriyle tanıdım. Tanıdım dediysem, öyle sizin gibi dünya gözüyle görme, tanışma, sohbet etme şansım olmadı maalesef. Ancak, televizyonlarda, gazetelerde, Doğu Konferansı ekibinin gittiği her yerde Hrant'ın oradaki Ermenileri nasıl bulup çıkardığını, bu memleketin yitirdiği o insanlarla nasıl hasbıhal ettiğini çok okudum. Ermeni tehciri diaspora Ermenilerinin yüreğini nasıl katılaştırdıysa, Hrant'ı da o derece bilgeleştirmişti.

Katledildiği gün askerdim, kışladaydım. "Kim vurduysa helal olsun! Zaten biri ortaya çıkmasaydı, silahımı alıp ben vuracaktım bu Türk düşmanını!" diyen subaylar gördüm. Esas sorun, insanları birbirine düşman eden bu çarklar daha ne kadar dönecek?

Dört yılda, Hrant'ın bu ülkede tahminlerin çok üstünde seveni olduğu anlaşıldı. Ama Uğur Mumcu'yu da çok seven vardı. Abdi İpekçi'yi de. Hrant'ın dostları, asıl faillerin izinin sürülmesi için çok çaba sarfettiler, ama bence Hrant yaşasaydı, asıl onu vatan haini olarak görenlerin fikirlerini değiştirmek için çaba sarfederdi bence.

Öte yandan, birşeyler yaptık. Mesela, tıpkı 10 yıl önce Ahmet Kaya'yı hedef gösterdiği gibi, Hrant'ı da hedef gösteren, ona karşı yürütülen medya lincinin başını çeken amiral gemisinin kaptanını köşkünden alaşağı ettik. Yerin dibine sokmalıydık doğru, hala köşesinde yazıyor olması bir ayıp. Ama Türkiye'deki müesses nizamın bu en sağlam kalesinin surlarında açılan bir delik bile büyük başarıdır.

Bu arada, Maral ne güzel bir isimdir! Maral, Meral. Yani ceylan veya Ceren. Gazel, gazelle, veya güzel!