Sayfalar

20 Kasım 2010 Cumartesi

mini mini tatil

yoğun ofis kavgaları ve ardından gelen gerginliklerden fırsat bulamadığım için doğru düzgün bir tatil programı yapamamıştım. tatile birkaç gün kala verilen ani bir kararla rotamı yeşil bursa'ya çevirdim ve bursa şehrimizin anlatıldığı gibi yeşil bir şehir olmadığını, sadece etrafının yeşillik olduğunu gördüm. Daha neler mi gördüm, tivitırdan paylaştıklarım dışında şunları:
şehirde araçla ulaşımın son derece kolay olduğunu, en uzak mesafeye bile yarım saatte gidilebildiğini,
uludağ yolunun kafa yapacak kadar çok virajlı olduğunu ve benim gibi vertigolulara göre olmadığını,
ipekçiler çarşısı'nın tamamen arabiklerin zevkine göre düzenlendiğini ve fiyatların son derece kazık olduğunu,
yeşil camii'nin neden olduğu bilinmese de mavi ışıklandırma koydukları için akşamları mavi camii olarak göründüğünü,
en en en iskender kebabının kebapçı iskender olduğunu,
orda Tirilye diye bir köy olduğunu,
köyün kuruluşuyla ilgili farklı rivayetler olduğunu,
yaklaşık 1300'lü yıllarda kurulduğunu,
1. derece sit alanı olmasına rağmen o muhteşem evlere pimapen yaptıranlar olduğunu gördüm. birazcık size de göstermek istedim.
şöyle bir bakkalları var mesela... 

şöyle bir iskeleleri,

italyan kasabalarındaki gibi şöyle şirin sokakları,

saçaklarındaki şu işçiliğin bile muhafaza edildiği bakımlı evleri var.

 ancak bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan muhteşem bir okul binası ve 1300'lerden kalma bir klise de var ki, iç acıtıyor!

 şarap şişelerini şu şekilde padişah kaftanlarıyla süslüyorlar:

Türkiye'nin en yaşlı zeytin ağaçlarına sahipmişler.

 bir de eşek ölmüş.

rakı kadehleri tokuşunca güzel ses veriyormuş. balık güzel, lakin meze kötüymüş,
ayrıca havayı çekince mis gibi ciğerime doluyormuş.
çocuklugumdaki gibi akşam üzeri güneşi arkama alıp yürüyünce, bacaklarımın bu kadar uzun görünüyormuş!

botanik park'ta hiç enteresan bir bitki olmadığını, etraftaki birkaç apaçiyi ve yiyişen çiftleri saymazsak kendimi herhangi bir avrupa şehrinin herhangi bir parkında sanabileceğimi düşündüm.

bir tatil bittiğinde içime dolan hüznü başka bir tatil planı/hayali hafifletiyor sadece ve ne yazık ki bir sürpriz olmazsa uzunca bir süre tatil yok. çiçekler böcekler tuhaf bir sakinlik yarattı bende. üzülemiyorum bile.

7 yorum:

Olé dedi ki...

Bursa'da 1 yil yasadim ben, Trilye'yi cok severdim:) Guzel sehir aslinda, dostluklari burdakinden daha iyiydi, hep derim.

mgntwmn dedi ki...

Buradaki derken?

Coşkun Hürsel dedi ki...

Bir Cumartesi sabahı saat 7'de yola koyulsanız, kahvaltınızı yine Trilye'de yapabilirsiniz aslında. O kadar zor değil yani:)

Ama insanın kafasını tatile çıkarması o kadar kolay olmayabilir...

mgntwmn dedi ki...

Son cümle beni benden aldı sayın hursel:)

Olé dedi ki...

buradaki lafi gercekten cok karisik di mi?:D

senem dedi ki...

Kafa tatilde beden işteyse durum daha mı vahimdir?

mgntwmn dedi ki...

sanırım evet!