Sayfalar

4 Mart 2010 Perşembe

HAYAT BİR TOKAT GİBİ ÇARPTI YÜZÜME İŞTE O AN!


Sahne1: Yıl 1998. sıcak bir Eylül sabahı. İlk profesyonel işimin ilk haftası. Ofise giriyorum. Karşı masamda oturan Yeliz’in kıçında 1 karış boyunda bir mini etek. Ayağını etejerin üstüne koymuş ayak parmaklarına oje sürüyor. Sonra Mustafa gelip Yeliz’e masaj yapmaya başlıyor. Ben şoktayım. “Utanmazlar! Bi de her ikisinin de sevgilileri var. Allahım ben nereye düştüm!” Yeliz orospu Yeliz, Mustafa pezo Musti olarak kalıyor hatıralarda.

Sahne2: Yıl 2010. Geçen hafta. Telefonum çalıyor ve sektördeki önemli şirketlerden biri beni iş görüşmesine davet ediyor. Görüşeceğim kişinin adı Yeliz. Düşünüyorum bizim orospu Yeliz olabilir mi diye. Bir süre önce orada çalışıyordu sanki. An geliyor. Orospu Yeliz’le karşı karşıyayım. Tabii ki iş görüşmesi yerine kim, nerde, ne yapmış dedikodularına bırakıyoruz kendimizi. Yeliz hala kırmızı ruj, pullu far, esmer tenine hiç uymayan platin saçlar kullanıyor. Tek değişiklik sol elinde bir alyans ve karnının burnunda olması. Meğer şirketin sahibiyle evlenmiş 1 yıl kadar önce. “Hamile kalmıştır” diyorum sinirle içimden. “Evlenmek zorunda kalmıştır adam bu kıromajla”. İş teklifinde bulunuyor bana ve kartını uzatıyor düşünüp haber vermem için. Oldukça iyi paralardan bahsediyor. Kartvizitte yazan pozisyonuna bakıyorum bana teklif ettiği pozisyondan 3 basamak yukarısı. Aldığı maaşı hesaplarken artık kendimde değilim.

Kapıdan çıkıyorum. Annemi arıyorum neden bu kadar dürüst ve mütevazi yetiştirdiniz bizi diye. Tabii ki anlamıyor ne demek istediğimi. Yine bir şeylere sşnirlenip acısını ondan çıkarttığımı düşünüyor. Kapatıyorum telefonu. Yüzüme rüzgar çarpıyor, gözlerimi yaşartırcasına. Yok yok. Rüzgar değil, hayattı çarpan.

2 yorum:

pixie dedi ki...

Çok fena ya... bikaç ay sonra okul bitirip mezun olunca iş arama kaygısını daha ciddi hissedicem ve aklımda neredeyse tamamen bu manzaralar var...

bazen boşuna okuduğum hissine kapılıyorum ki hayatımın şu ana kadarki kısmı okulda gecti...

tüh

mgntwmn dedi ki...

ilk zamanlar bahsettigim soklarla geciyor. sonra duzene alisiyorsun. sen de bir bakiyorsun garisedigin devranislari yapanlardan biri olmussun. illa etejer uzerinde ayak parmagina oje surmek olarak alma tabii:)orada bir yol ayrimi var. kendine yabancilasip vazgecebilirsin. ya da bu oyunun kurali da buymus deyip hatta keyif alarak devam edersin. ikisinden birini tercih et tamam mi benim gibi arada kalirsan sictin! omur boyu bunlari dusunur dudusun bak:)