Sayfalar

20 Mayıs 2010 Perşembe

gibi gibi

Her yol biraz soru işareti, biraz cevapları bulma, biraz cevaplardan kaçma, kendinden arınma, zamanı geçirme, kendinle dalga geçme, uzaktan bakıp fotoğrafı komikleştirme, kendine gülme, kendini bulma, bulmak istememe, kapıyı tıklayıp cevap bekleme, her an telefon çalacakmış gibi sanki bilgisayar “telefon birazdan çalacak” der gibi dıttırı dıttırıdıtlıyormuş gibi, hiç bitmeyecek sessizliğe hapsolmuşsun gibi, uyanmadan önceki zaman gibi, gözünü açınca istediğin diyarda olacakmışsın gibi, elinle yatağın sol yanını yoklamak zorunda değilmişsin gibi, gözünü açmadan sırt ağrılarını düşünüp masaj yapacakmış gibi, elini boş olduğunu düşündüğün cebine attığında 20 lira çıkacakmış gibi, gecenin bir yarısı eve geldiğinde “hayata gülümseyerek bakman için” notlu yeni bir diş fırçasıyla karşılaşmak gibi, bunların hepsi bir gün gerçekleşecekmiş gibi, günlerce hiç birşey yapmadan duvara bakmak gibi, hepsinin gerçek olduğunu kabullenmek gibi, rüyasız uykular dileyerek uyumak gibi, “hiçbirşey hatırlamıyorum” diyecek kadar sarhoş olmak gibi, varolmak kelimesini her okudunda küfrederken gülümsemek gibi, zaman hiç geçmemiş gibi, ama takvimlere bakmamak parmak hesabı yapmamak gibi, krozete kusarken saçını tutacakmış gibi, garson rakıyı doldururken “yeter, yarın çalışacaksın!sen hanıma bi az şekerli getir” der gibi, tahıl dolu cam kavanozlar gibi, anne bu diyarı terkettiğinde “ne diyeceğimi bilemiyorum” deyip sımsıkı sarılmak gibi, annenin buzdolabının bomboş olması gibi, dudakları uzatıp sevgilinin boynuna gömmek gibi, selvi boylum al yazmalım’ı bilmem kaçıncı kez izlerken beraber ağlamak gibi, kitap okurken tiz sese rağmen dinlemek gibi, eski aşklarını birbirine anlatmak gibi, herşeyi konuşabildiğini düşünmek gibi, en sonunda geleceğin göreceğinin aslında en baştaki olduğunu bilmek gibi, hayatın bütün defolarını biliyormuşçasına dedikodu yapar gibi, Pazar kahvaltılarını hazırlarken kendini anne hissetmek gibi, eşyalarını toplarken akıl sağlığını koruman gerektiğini düşünmek gibi, elin kolun dolu olduğu için bazı eşyalarını bırakmak zorunda olmak gibi, zaman zaman o eşyaların akıbetini düşünmek gibi, birinin hayatında zift olduğunu öğrenmek gibi, yine de birilerinin seni şarap gibi yudum yudum içmesi gibi, artık hastalık bahaneli insanlardan uzak durmak gibi, geriye kalanların da senin için fazla sağlıklı olduklarını düşünmek gibi.

Herzaman bir suçlu olması gerekmediğini, evde yalnız uyumanın cehennem olmadığını, herşeyin uyuşmakla görmek arasında olduğunu, istersen resim bile yapabileceğini, en çok inancı benliğinin hakettiğini, hayata tutunmak için aktiviteler gerektiğini, kedileri beslemenin, temizlik yapmanın, götüne koyup geçmenin unutmaya çalışmak için çaba göstermek olmadığını, soruların bitmemesi gerektiğini, ne kadar az içinden konuşursan o kadar özgür kalacağını, en büyük yalnızlığın dolaptaki tabakta beklemiş birkaç zeytin tanesi olduğunu, en büyük heyecanın anahtarın kilidinde dönerken çıkarttığı ses olduğunu bilmek gibi. Hala denemediklerini merak etmek gibi, dördüncü kadehten sonra herşey mübah gibi. Toplanıp her an gidecekmişsin gibi, hiçbir zaman yolların bitmeyeceğini bilecek kadar yaşlanmak gibi. Gibi gibi gibi gibi...

4 yorum:

fevkalade olağan dedi ki...

art arda söyleyince güzel oluyo.. bak böle..

gibi gibi gibigibigibigibigi bigi bigi..

mgntwmn dedi ki...

hmm.. bunu da deniim bi.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Ceza değerlendirsin, şarkı sözü yapsın bence bu yazıyı...

mgntwmn dedi ki...

para verecekse hayır demem:)