Sayfalar

31 Mayıs 2010 Pazartesi

sana çantamın ebatını söyleyeyim, bana kim olduğumu söyle!


Hep küçük çantalara sığabilmek istedim. Bu konuda kendi çapımda üstün çabalar gösterdim. En azından gece dışarı çıkarken telefonumu, kimliğimi, paramı ve rujumu atıp çıkabileceğim çantalar aldım kendime. Her dışarı çıkma girişimimde de denedim sığmayı. “hadi bugünlük kalsın. Başka bir gün yine denerim” deyip erteledim. Bu denemelerim yıllarca sürdü. En sonunda sığamayacağıma kanaat edip hepsini kardeşime bırakıp vazgeçtim bu sevdadan.
Ailemle yaşarken planlı plansız sıkça dışarlarda kalıyordum. En büyük bahanem buydu. “ya akşam eve dönmezsem? Makyajımı neyle sileceğim? (makyajımın genellikle rimel, allık ve rujun ötesine geçemediğini belirtmeliyim burada). Ertesi sabah kalkınca neyle makyaj yapacağım? Tam teşekküllü bir makyaj çantası mutlaka! Saçımı taramam gerekirse ne yaparım? Mutlaka bir saç fırçası!Ya yağmur yağarsa sıçan gibi mi geçireceğim günü/geceyi? Bir şemsiye atmalıyım mutlaka! Ya beklemem ya da yolda geçirmem gereken bir süre olursa? Kitabımı koymalıyım ve tabii ipodumu! Ya aklıma sonradan unutmak istemediğim şeyler gelir de not almam gerekirse ne yaparım? Not defterim ve kalemim mutlaka olmalı! Ya regl olursam? Bir tampon ya da ped de olmalı. Ya üşürsem? Ceket alırsam elimde kırışacak. En iyisi ince bir triko atayım çantaya. Ya satış yapabileceğim birileri olursa? Kartvizitliğimi de almalıyım, evet. Telefonumu ve içinde ıvırtı zıvırtı bir ton kağıt olan ve kadınların çanta olarak omzuna asabileceği büyüklükteki cüzdanımı, parfümümü zaten saymama bile gerek yok. Oldu mu sana koca bir bavul!

Yıllar yılları kovaladı. 3 senedir ailemden ayrı yaşıyorum. Taksim’in ve Kadıköy’ün göbeğinde oturdum bu süreçte. Yürüyerek eğlence mekanlarına rahatlıkla gidilebilecek mesafelerde. Ancak dikkat ettim ki hala küçük çanta alamıyorum. Gece evime döneceğimi biliyorum. Ancak ya lazım olursa hissi ruhumu kaplamış. Gece içmeye giderken kartını kime vereceksin? Ne muhabbet edecen de not almak istediklerin olacak? Öyle demeyin, illa birşeyler lazım olur. Hiç biri lazım olmasa üstüne şarap döken birine verilecek ıslak mendilim olur.

Geçen gün moda bloglarından birinde küçük çantaların geri geldiğine dair bir yazı okudum. Yorum yaptım ama neden yaptığımı bilmeden. Bu konu beni hiç ilgilendirmiyordu aslında. Artık kabul etmiştim küçük çanta kadını olamayacağımı ve kabul ettiğimden beridir küçük çanta kullanabilmek için zorlamıyordum kendimi. Sonra gözlemlediklerimi gözden geçirdim. Genelde çok yakın arkadaşlarımın da benim gibi bavul çanta eğiliminde insanlar olduğunu farkettim. Kardeşimden yola çıkarak (kardeşim kokoşların önde gidenidir) hep bakımlı, hep makyajlı, hep kokoş, genelde topuklu ayakkabı giyen kadınların küçük çantalara daha yatkın olduğunu gördüm. Hatta sırıtımın iflas etmesiyle onlara ve özgür ruhlarına olan kıskançlığım da arttı. Bunun altında psikolojik bir neden olduğu kesin. Ama tam olarak ne olduğunu tanımlayamıyorum. Mesela büyük çanta kullanan kadınlar kendi işlerini kendileri halledenler, küçük çanta kullanan kadınlar üşüyünce cilveyle yanındaki adamın kazağını omzuna attıranlar olabilir mi? Büyük çantalı kadınlar boş geçen vakitlere üzülen ve her anını birşeylerle doldurmaya çabalayan, küçük çantalı kadınlar dururken hayal kurabilen, planlar yapabilen, hatta duramayıp dolmuşta, otobüste hergün şahit oduğumuz gibi “alo naber, napıyosun, akşam nerdeydik biliyo musunn” gibi geyiklerle eğlenceli vakit geçirirken herkese akşam ne yaptığını dinleten kadınlar olabilirler mi? Büyük çantalı kadınlar hayatta herşeye hazırlıklı olduğunu düşünen, bu sebeple beklenmedik en küçük bir durumda “zıştık” deyip yıkılan, küçük çantalı kadınlar “ya ben niye önlemimi almadım ki”düşüncesi yerine “bunun da böylesi kısmetmiş” deyip kaderin ellerinde mışıl mışıl yaşamına devam eden kadınlar olabilirler mi? Bu liste böyle uzar gider mi? Biri bana bu soruları yanıtlayabilir mi? Küçük çantayla yapamama bir psikolojik rahatsızlık olabilir mi?

8 yorum:

Curcuba dedi ki...

sorularına ne kadar cevap verebilirim bilmiyorum ama büyük çanta konusunda yalnız olmadığını bil :) küçük çanta kullanmaya alışmak için (neden öyle bi amaç edindiğimi dahi hatırlamıyorum ayrıca) bi sürü küçük çanta alıp sonra da kardeşime verdiğimi de ekliyim :) büyük çantamın içi bi sürü şeyle dolu olmasa bile -ki senin çantanın içindekilerden tek eksiğim şemsiyedir (çünkü pek hoşlaşmam kendisiyle) genelde- bana güven verir...içi boşken bile nasıl verir, neden verir onu bilemedim işte :) ama moda olsun ya da olmasın yaşasın büyük çantalar :)

Edward Ander dedi ki...

freudyen bir bakış açısı da benden:

çanta büyüklüğü ile karakterde anaç özelliklerin baskınlığı arasında doğru orantı vardır.

The Lizard Queen dedi ki...

cok eglendim okurken:)

benden de ortaya birkac hipote:

kucuk cantali kadinlar buyuk cantali kadinlara nazaran daha az kaygili insanlar olabilir mi?
kucuk cantali kadinlarin arabasi olabilir mi? her seyi icinde birakip tasimak zorunda olmuyordur belki.

mgntwmn dedi ki...

curcuba konuyla ilgili bir tespit olmasa da bizim ilişkimizle ilgili tespitte bulundun. bir görüşte birbirimize boşuna vurulmamışız. bak ne çok ortak yönümüz varmış.

edvırt büyük laf ettin valla!

lizard arabayı araya sokup zavallı halk çocuğu olduğumu hatırlatman güzel oldu be:)

Coşkun Hürsel dedi ki...

Tatile kaç bavulla çıkıyorsunuz, merak ettim:)

mgntwmn dedi ki...

şampuan, kremler vs vücut bakım ürünlerini çıkartırsak, enteresan bir şekilde tatile küçücük bir çantayla çıkabiliyorum. ama 1 hafta tatil yapacaksam eşya elemelerim 1 hafta sürer:)

Coşkun Hürsel dedi ki...

Ben bir buçuk aylık Asya seyahatine sadece bir sırt çantasıyla çıkmak zorunda kalınca anlamıştım, aslında "ihtiyaç" haline getirdiğimiz pekçok şey insanın sırtında bir yüktür. Taşıdım, oradan biliyorum.

mgntwmn dedi ki...

evet tabii bu mantıkla bakarsak su ve yemek dışındaki herşey lükse kaçıyor:)